Kanatlı Eti İhracat Yasağı ve Ticari Riskler
Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan kanatlı eti ihracatının durdurulması kararı, dış ticaret dünyasında derin yankı uyandırdı. İnovakademi olarak, gıda arz güvenliğinin önemini yadsımamakla birlikte, bu kararın “sürdürülebilir ticaret” ilkeleriyle ne denli örtüştüğünü sorguluyoruz.
İhracat Neden Bir “Aç-Kapa” Mekanizması Değildir?
Dış ticarette bir pazarın kapısını aralamak, o kapıdan içeri girmek ve nihayetinde güvenilir bir tedarikçi olarak yerleşmek yıllar süren bir yatırımın sonucudur. Sürdürülebilir Ticaret Derneği’nin da vurguladığı gibi, ihracatçılarımız bu pazarları tırnaklarıyla kazıyarak kazanmıştır.
Ancak bir sabah alınan ani durdurma kararları, bu emeği şu risklerle karşı karşıya bırakıyor:
- Güven Endeksi: Uluslararası alıcılar, sevkiyatın aniden kesildiği bir ülkeden tedarik yapmayı “yüksek riskli” olarak kodlar. Bu, sadece kanatlı eti sektörünü değil, tüm Türk ihraç ürünlerinin imajını zedeler.
- Hukuki Çıkmazlar: İhracatçıların halihazırda imzalanmış sözleşmeleri ve lojistik taahhütleri bulunmaktadır. Mücbir sebep olarak kabul edilmeyecek kesintiler, firmalarımızı ağır tazminat yükleri altında bırakabilir.
- Rakip Stratejileri: Sizin boşalttığınız her raf, rakipleriniz için altın tepside sunulmuş bir fırsattır. Global pazarda boşluk her zaman hızlıca doldurulur.
Fiyat Baskısı mı, Maliyet Baskısı mı?
İnovakademi olarak yıllara dayanan saha gözlemlerimiz ve dernek raporları gösteriyor ki; iç piyasadaki fiyat artışlarının temelinde ihracat hacminden ziyade, üretim süreçlerindeki hammadde, enerji ve lojistik maliyetlerinin artışı yatmaktadır. Üreticinin dış pazar gelirinden mahrum bırakılması, hammadde alım gücünü zayıflatacak ve orta vadede üretim kapasitesinin daralmasına yol açacaktır. Bu durum, fiyatları düşürmek yerine arz yetersizliği nedeniyle daha da tetikleyebilir.
Çözüm:
Bizler, yasakların çözüm değil, belirsizlik getirdiğine inanıyoruz. Çözüm önerilerimiz şunlardır:
- Kota Uygulaması: İhracatın tamamen durdurulması yerine, mevcut sözleşmeleri kapsayacak bir kota sistemi uygulanmalıdır.
- Hammadde Desteği: Üreticinin yem ve enerji gibi hammadde kalemlerinde desteklenmesi, iç piyasa fiyatlarını doğal yollarla dengeleyecektir.
- İstişare Kültürü: Kararların, sektör temsilcileri ve stratejistler ile önceden planlanarak kademeli bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir.
Sonuç: İhracatçının korunması, sadece bir kesimin karını korumak değil, Türkiye’nin küresel ticaretteki rekabet gücünü korumaktır.
Dış ticaret stratejilerinizi kriz anlarında nasıl koruyacağınızı öğrenmek ve risk yönetimi danışmanlığı almak için İnovakademi ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.



