Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanarak yürürlüğe giren 11 Temmuz 2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmî Gazete düzenlemeleri, Türkiye imalat sektöründe kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı. İnovakademi danışmanlık ekibi olarak yakından takip ettiğimiz bu stratejik düzenlemeler, yerli üreticiyi haksız rekabete karşı koruma altına alırken ihracatçının hammadde maliyetlerini optimize etmeyi hedeflemektedir. Küresel pazarlardaki korumacı duvarların yükseldiği bu dönemde, Türkiye’nin attığı makro adım sanayicilerimiz için çok güçlü bir kalkandır.
Bu yazımızda, yeni rejim değişikliklerinin Türkiye ekonomisini sırtlayan dört büyük üretim merkezimize (İskenderun, Bursa, Sakarya ve Gaziantep) olan etkilerini sektörel mercek altında inceliyoruz.
İskenderun ve Filtre Sektörünün Koruma Kalkanı
Türkiye’de otomotiv filtre imalatının merkezi konumunda olan İskenderun, yeni rejim değişikliklerinden en doğrudan ve pozitif etkilenen bölgelerin başında gelmektedir. Özellikle Uzak Doğu menşeli standart dışı bitmiş ürünlerin iç piyasada yarattığı fiyat baskısı, getirilen yüksek İlave Gümrük Vergisi (İGV) ve gözetim kıymeti uygulamalarıyla dengelenmiştir. Hazır yedek parça ve filtre gruplarında İGV oranlarının yüzde 15 ile yüzde 30 arasında konumlandırılması, İskenderunlu yerli üreticilerin iç pazardaki hakimiyetini artıracaktır.
Sektörün en büyük hassasiyeti olan hammadde tedarikinde ise sanayiciyi koruyan vizyon sürdürülmektedir. Ülkemizde üretimi bulunmayan özel nitelikli otomotiv filtre kağıdı gibi girdilerin üzerindeki vergi yüklerinin muafiyet veya askıya alma tedbirleriyle düşük tutulması, imalat maliyetlerini kontrol edilebilir kılmaktadır. Bu çift yönlü denge, bölgedeki yeni yatırımları ve istihdamı tetikleyecek güçtedir.
Bursa ve Sakarya: Otomotiv ve Metalin Yeni Dengesi
Bursa, 2026 yılının ilk altı ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,1 artırarak 9 milyar 144 milyon 719 bin dolar seviyesine ulaştırmış devasa bir üretim üssüdür. Bu ihracatın 4 milyar 997 milyon 859 bin dolarlık aslan payını üstlenen otomotiv endüstrisi, ithal bitmiş araç parçalarına gelen ek vergiler sayesinde derin bir nefes alacaktır.
Benzer şekilde kümülatif ihracatı 2,7 milyar dolara yaklaşan ve ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 143 seviyesine ulaşan Sakarya da bu koruma kalkanından maksimum fayda sağlayacaktır. Otomotiv, demir-çelik ve makine imalatında ithal ürün maliyetlerinin artması, yerli komponent kullanımını teşvik edecektir. Avrupa pazarında rekabet eden Bursalı ve Sakaryalı ihracatçılarımız için üretimi ikame edilemeyen hammadde kalemlerinde vergilerin düşük tutulması, küresel pazarlarda fiyat kırabilmemizin önünü açacaktır.
Gaziantep: Tekstil ve Halıda Haksız Rekabete Set
Gaziantep sanayisi, makine halısından tekstile, gıdadan plastik ambalaja kadar uzanan çok kollu ve esnek yapısıyla Türkiye’nin en çok ihracat yapan ilk altı şehri arasında yer almaktadır. Yeni ithalat rejimi, Gaziantep’in dünya lideri olduğu makine halısı ve güçlü olduğu tekstil sektörlerinde Uzak Doğu kaynaklı ucuz nihai ürün girişine yüzde 15 ile yüzde 30 arasındaki İGV oranlarıyla set çekmiştir.
Bunun yanı sıra, Gaziantep’in devasa plastik ambalaj ve tekstil kümelenmelerinin en büyük girdisi olan ancak yerli üretimi henüz bulunmayan bazı özel polimerler ve hammadde türevlerinde gümrük vergilerinin makul seviyelerde tutulması, üreticinin operasyonel yükünü hafifletmiştir. Bu durum Gaziantepli sanayicilerin küresel tedarik zincirindeki yerini sağlamlaştırmaktadır.
İnovakademi Perspektifinden İhracatçının Yol Haritası
Yeni rejim değişiklikleri göstermektedir ki dış ticarette statik kalmak artık mümkün değildir. Gümrük duvarları ve vergi politikaları anlık olarak değişirken, firmaların hammadde tedarik zincirlerini ve hedef pazar analizlerini sürekli güncellemeleri gerekmektedir. İnovakademi olarak, firmalarımızın bu yeni dönemde operasyonel maliyetlerini doğru yönetebilmeleri ve korumacı tedbirleri avantaja çevirebilmeleri için stratejik çözümler sunmaya devam ediyoruz.
Değişen gümrük tarifelerini yakından takip etmek, yerli girdi oranlarını optimize etmek ve vergi muafiyeti olan hammadde gruplarına yönelmek, 2026 yılı ve sonrasında sürdürülebilir ticaretin temel anahtarı olacaktır.


