, , ,

Ölçerek Yönetmek

İş dünyamızın en büyük problemlerinden biri iş sahiplerinin işlerini, yani firma ve markasının performansını ölçmeden yönetmeye çalışmalarıdır.

Ölçmeye kalkanların da yıllık cirodan başka ölçüm kriteri aklına gelmemektedir.
Halbuki şirketinizin performansına dair periyodik olarak kontrol altına almanız gereken temel kriterler çok fazla ve zor değildir:

– Cironuzun ne kadarının personel maaşlarına gittiği,

– Ne kadarının hammadde alımına gittiği,

– Ne kadarının lojistiğe,

– Ne kadarının pazarlamaya,

– Ne kadarının yatırıma,

– Ne kadarının genel gidere ödendiğini takip ederek yüzde bazında kayıt altına almak basit bir başlangıçtır.

Bu kayıtları kolay okunur tablolara, grafiklere döküp, karşılaştırma yapıyor ve yeni kararlarınıza ışık tutmasını sağlıyorsanız “ölçerek yönetiyorsunuz” demektir.

Yani ölçüm bir karşılaştırma işidir. Çoğu yönetici sadece kontrol amaçlı ölçüme ihtiyaç duyar ve ölçüm sonuçlarını karar aşamalarında kullanmaz.
Ölçümün bir de gelecek boyutu vardır. Yani geçmiş performanslara göre geleceğe dair hedefler koyarsınız ve gerçekleşmeleri bu hedeflerle kıyaslayarak başarı ölçümü yaparsınız.

“Geçmişi sağlıklı ölçmüyorsanız geleceğe dair sağlıklı hedefler de koyamazsınız.”

Ölçüme en çok ihtiyaç duyması gereken pazarlama departmanları olduğu için bu görev de onlara düşüyor aslında. Pazarlama ve satış ölçüm gerektiren bir iştir. Hem geçmişe göre hem de hedeflere göre karşılaştırma isteyen bir iştir. Şirketin performansını ölçecek, nabzını tutacak, tarih kayıtlarını oluşturacak ölçüm kriterlerini pazarlama departmanı belirlemelidir.

Ölçüm işi herkesin görevi olunca maalesef hiç kimse ilgilenmemekte ve iş ortada kalmaktadır. Aslında bu iş bir kişiye ait olmalı. Pazarlama, muhasebe veya bilgi-işlem departmanında konuşlandırılabilecek kişiler şirketinizin otomasyon yazılımını kullanarak girdi ve çıktılara dair takip ve denetim yapmalı, yöneticiler için performans raporları hazırlamalıdır. Şirketinizdeki otomasyon programının verimli kullanılması için ilgili birimlere eğitim verilmelidir.

İnsan bildikleriyle düşünür.

Bilgi kalitesi fikir kalitesini etkiler. Masaya dayanarak değil veriye dayanarak düşünmek ve kararlar almak gerekiyor.

S. Fahrettin GÖKŞİN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir